Kitap

Yazılmış, ya da basılmış yaprakların bir araya getirilmesiyle meydana gelen bir yazı destesidir.

Bilinen en eski kitap, M.Ö. 2700 yıllarında eski Mısırlılar'ın dua, adak, vakıf gibi şeyleri içine alan «Ölüler Kitabı» dır. Bu kitap papirüs yapraklarına yazılmıştı. Aynı şekilde M.Ö. 7. yüzyılda eski Yunanlılar papirüs üzerine yazılmış şiir ve desten kitapları yaptılar. M.Ö. 2. yüzyılda Romalılar 15 sm. uzunluğunda 15-20 sm. genişliğinde papirüs tomarlarını kitap şekline getirdiler.

Bazı Asya ulusları, bu arada Bergamalılar (Pergamum) sepilenmiş koyun derilerini cilalayıp beyazlaştırarak «parşömen» adı verilen malzemeyi buldular. Miladın başlangıcında pek yaygın hale gelen bu yeni malzeme, kitabı daha dayanıklı bir şekle soktu. Bizans İmparatorluğunun ilk yıllarına ait ve parşömen üzerine yazılı kitapların üçü Vatican'da, biri de Paris Milli Kitaplığı'ndadır. 6. yüzyılda Avrupa'da kurulan manastırlarda kitap yapımı düzenli bir şekle sokuldu.

Uzmanlar, katipler, musahhihler, yaldızcılar, ciltçiler parşömen üzerine nadir yazmaları kopya ettiler, düzelttiler, süslediler ve ciltlediler. Yüzyıllardan beri Çin'de kullanılan kağıt, Semerkant kervanlarıyla Avrupa'ya geldi. Paçavradan yapılan bu yeni malzeme bir yandan da Araplar tarafından İspanya’ya, Sicilya'ya sokuldu. 13. yüzyılın başında İtalya'da, 14. yüzyılın başında da Fransa'da kağıt yapılıyordu. Yazma İşinin ağır ve pahalı olması mekanik usullerin denenmesine yol açtı.

14. yüzyılın yani Ortaçağ'ın sonunda harf kalıplarının icadıyla matbaacılık Avrupa'da doğmuş oldu. İlk kitaplar elle diziliyor, kol kuvvetiyle çalışan preslerde çeşitli kağıtlara basılıyordu. Resimler İkinci bir baskı gerektiren bakır kalıp üzerine oyuluyordu. Bu durum 18. yüzyılın sonlarına kadar devam etti. 19. yüzyılın başında, 1812'de madeni pres makinesinin kullanılmaya başlanması çok sayıda kitap basımını sağladı.

Bu arada taşbasmasıyla resim basma usulleri kitaba bir sanat eseri değeri kazandırdı. 19. yüzyılın sonlarında foto - mekanik usullerle klişe yapılması, kitap basımına bol ve gerçeğe uygun resim basma imkanlarını verdi. Günümüzde basım tekniğinin gelişmesi kitabı lüks olmaktan çıkardı ve halkın malı yaptı.

kitap

İnsanların bildiklerini, öğrendiklerini kitaplara yazması çok öncelere dayanır. Hatta ilk insan hazret-i adem’e Allahü teala tarafından Cebrail aleyhisselam adındaki melek gönderilerek iman bilgileri, her gün bir vakit namaz, oruç, gusül abdesti emredildi. Kendisine kitap gelip, lüzumlu bütün ilimler dahil, fizik, kimya, tıp, eczacılık, matematik bilgileri de öğretildi. Süryani, İbrani, ve Arabi diller ile kerpiç üstüne çok kitap yazıldı. Her yüzyılda, insanlara gönderilen peygamberlerle, onlara lazım olan din ve dünya bilgileri öğretildi.

Bu bilgilerin kaybolmaması için kitaplar yazıldı. İlk insan ve ilk peygamber olan adem aleyhisselamdan itibaren peygamberlere yüz dört (104) semavi kitap gönderildiği bildirilmekte olup, bunlardan dördü büyük kitaptır. Bunlar; Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı kerim’dir. Yüzü de (suhuf) denilen küçük kitaplardır. On suhuf hazret-i adem’e, elli suhuf hazret-i Şit’e, otuz suhuf hazret-i İdris’e, on suhuf hazret-i İbrahim’e; Tevrat hazret-i Musa’ya, Zebur hazret-i Davud’a, İncil hazret-i isa’ya ve Kur’an-ı kerim de hazret-i Muhammed’e gönderilmiştir.

Bunlarından Kur’an-ı kerim hiçbir harfi değiştirilmeden günümüze kadar ulaşmıştır. İlk devirlerde yazılan kitapların çoğu yangın, sel, harp vb. gibi afetlerin ve insanların birbirine düşmanlıklarının sonucu tahrip edilerek yok olup gitmişlerdir. Cengiz’in torunu Hülagü’nün Bağdat’ı ele geçirdiği zaman, bin seneden beri yazılan kütüphaneler dolusu kitabı yaktırdığı ve suya attırdığı bilinmektedir.

Günümüze gelinceye kadar, ilim ve tekniğin gelişmesine paralel olarak kitap da şekil, hammadde ve muhteva olarak çeşitli değişiklikler göstermiştir. Matbaanın bulunuşuna kadar kitaplar belli bir zümreye hitap ederken, bu keşiften sonra kitap yavaş yavaş insanların günlük hayatına girmiştir. Okuma-yazma oranının artması kitaba olan ilgi ve ihtiyacı da arttırmış, buna paralel olarak kitapçılık sanayii alabildiğine gelişmiştir. İlerde bu gelişmenin hangi noktaya kadar varacağını kestirmek zordur. Şimdiden, basılı kitap ve gazete yerine “konuşan kitap ve gazeteler”den bahsedilmeye başlanmıştır.

Tarihi kazılardan elde edilen bilgilere göre eskiden günümüze kadar kitabın, şekil olarak, geçirdiği değişiklikleri takib etmek mümkündür. Kullanılan yazıya ve malzemeye göre kitaplar değişik şekiller almıştır. Kağıdın bulunuşundan evvel yazılar maden, taş, tahta, kil tabletler üzerine kazınırdı. Sümer, Asur ve Hititler kül tabletler üzerine yazardı. Çinliler ipek kumaş kullanırlardı. Nil kıyılarında ise yaprak haline getirilmiş papirus lifleri kullanıldı. Papirüs hafif, esnek fakat dayanıklı bir maddeydi.

Ele geçirilen ilk kitaplar M.Ö. 2700 yıllarına aittir. Bunlar eski Mısırlıların dua, adak, vakıf gibi konuları içine alan Ölüler Kitabı isimli dini eserleridir. Kitaplar ağaç bir silindire sarılmış ağır tomarlar biçimindeydi. Yazı papirüsün yalnız bir yüzüne fırça ile yazılırdı. M.Ö. 7. yüzyılda papirüs Mısır’dan, Yunanistan’a, oradan da Romalılara geçti. M.Ö. 2. yüzyılda Romalılar 15 m uzunluğunda 15-30 cm genişliğinde papirüs tomarları kullanmaya başladılar. Roma’da bazısı halka açık kitaplıklar, ender kitap kolleksiyoncuları vardı. Kitapçılar ithal ve ihraç ettikleri eserlerle geniş ticaret yaparlardı.

Zamanla papirüs üretiminin azalması ve pahalanması, papirüsün nemden bozulması, tek yüzünün kullanılması ve yanıcı bir madde olması, ayrıca umumiyetle Mısır’da üretilen papirüsün yurt dışına çıkarılmasının yasaklanması üzerine yazı yazılabilecek yeni bir maddenin aranmasına sebeb oldu. Bazı Asya milletleri çok eski çağlardan beri sepilenmiş deriyi yazı malzemesi olarak kullanırlardı. Bergama (Pergamum), koyun derisi hazırlama işinde büyük bir ün salmıştı.

Batı dillerinde parşömen denilen tirşe böylece ortaya çıktı. Miladın başlangıcında yaygın olarak kullanılmaya başlanan bu malzeme, kitabın dış görünüşünü değiştirdi. Katlanabilen parşömen yaprakları; dikilen, bir araya getirilen, bir ciltle korunabilen defter şekline sokulabiliyordu. Kitap arkalı-önlü yazılabilen bir dikdörtgen şekline (kodeks) girdi (bugünkü şeklini aldı). Parşömene yazılmış kitaplar daha dayanıklı, daha kullanışlıydı.

Bizans İmparatorluğunun en eski devirlerine ait İstanbul’dan kaçırılan parşömen yazılı bazı yazma eserlerden üçü Vatikan’da, biri de Paris Milli Kütüphanesinde saklanmaktadır. Bunların bazısı minyatürlüdür. Büyük ilahi dinlerin ortaya çıkması ilmin ve kitabın gelişiminde birinci merhaledir. Dini bir eğitim ve öğretim kurma ihtiyacı, öğretim kurumlarının yanısıra o zamanın şartlarına göre bir kitap sanayiinin kurulmasını gerektirmiştir. Kitabın gelişiminde ikinci önemli merhale kağıdın ortaya çıkmasıyla olmuştur.

Kağıt yüzyıllardan beri Çin ve Türkistan’da kullanılmaktaydı. Kağıdın ilk defa 105 yılında Çin’de kullanıldığı tahmin edilmektedir. Ancak insanların büyük bir bölümü kağıdı tanımıyordu. İpekten elde edilen kağıt da çok pahalıydı. Kağıdın paçavradan elde edilmeye başlanması ve Avrupa’da tanınması kitaplarda parşömen yerine kağıt kullanılmasını sağladı. Bu da maliyeti düşürdü ve kitap sahibi olmak nisbeten kolaylaştı. Ancak, az zamanda çok ve çabuk kitap elde etmek henüz mümkün değildi. Kitaplar kopya edilerek çoğaltılıyordu. Bu işi yapan bir yazıcılar (katipler sınıfı vardı.

O zamanlar harfler, yazılmaktan ziyade resmedilirdi. Hüsn-i hat (kaligrafi) denilen güzel yazı (hattatlık) işi sıkı kuralları olan bir sanattı. Kitapları süslemek (tezyin) ise ayrı bir sanattı. Öğretimin yaygınlaşması neticesinde, adına tahta kalıp baskı da denen ksilografi yolu denendi. Bu baskı tekniğinde; basılması istenen şey tahta levhalar üzerine kabartma olarak kazınıp üzerine mürekkep sürülerek basılıyordu. Çin’de 8. yüzyılda kullanılan bu usul, Mısır ve Suriye’de önceleri kumaş üzerine motif basmak için sonraları ise kağıt kullanımı yaygınlaşınca kitaplardaki resimlerin ve daha sonra yazıyla beraber resmin çoğaltılmasında kullanıldı.

Bu metinler tahta üzerine ters olarak kazınıyordu. On beşinci yüzyılda birkaç yapraktan oluşan ve ancak bir yüzüne baskı yapılabilen kitapçıklar basıldı. Ksilografik metodun yetersizliği ve geniş yazılara imkan vermemesi tipografinin gelişmesine sebeb oldu. Tipografide harfler sökülüp takılmakta ve birkaç defa kullanılmakta idi. Bu metodla batıda ilk kitap 1450’de Almanya’da basıldı. İtalya’da 1465, Fransa’da 1477’de ilk kitap basıldı.

On beşinci yüzyılda 35.000 kitap basıldığı tahmin edilmektedir. 1501 yılından önce basılan eserler el yazmalarına çok benzer. Kitabın gelişiminde üçüncü ve en önemli merhale matbaanın keşfiyle oldu. Bu keşifle beraber kitabın günümüze kadar ulaşan gelişmesi başladı. Matbaa ile kitap elde etmede en büyük engel olan “yazma” problemi halledildi. Kısa zamanda, çok sayıda kitap elde etmek mümkün oldu. Baskı ve kağıt sanayiindeki gelişmelere paralel olarak maliyeti düştü, kitap sahibi olmak çok kolaylaştı (Baskı ve Baskı Tekniği).

Günümüzde her gün milyonlarca kitap basılmakta, dünyanın dört bir tarafına dağıtılmaktadır. Bugün kitap girmeyen bir yer kalmamıştır. Kitap artık yaygınlaşmış, herkesin malı olmuştur. Kitapçılık zamanımızda bir endüstridir. Bu endüstri, dev yayın şirketleri, gelişmiş kağıt sanayii, en ileri baskı teknikleriyle çalışan matbaalar, en modern usullerle faaliyet gösteren dağıtım ve pazarlama şirketleriyle büyük boyutlara ulaşmıştır. Bununla beraber zararlı kitaplardan, yayınlardan, insanları korumak, henüz halledilmemiş bir problem olarak bütün vehametiyle, ortada durmaktadır.

Sözlükte "kitap" ne demek?

1. Ciltli ya da ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı ya da yazılı kağıt yaprakların tümü.
2. Herhangi bir konuda yazılmış yapıt.
3. Kutsal kitap.

Kitap kelimesinin ingilizcesi

n. book, writing
Köken: Arapça

Son eklenenler

opu
npn

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç